Ara
to mess around
01
oyalanmak
to waste time or engage in idle, unproductive activity
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
around
temel fiil
mess
şimdiki zaman
mess around
3. tekil kişi
messes around
şimdiki zaman ortacı
messing around
basit geçmiş zaman
messed around
geçmiş zaman ortacı
messed around
Örnekler
Instead of studying, he chose to mess around on social media for hours.
Ders çalışmak yerine, saatlerce sosyal medyada vakit öldürmeyi seçti.
02
oynamak, ile oynamak
to cause problems for someone, especially by being dishonest or unfair
Örnekler
Be cautious with him; he tends to mess around with people's feelings.
Ona dikkat edin; insanların duygularıyla oynamaya meyillidir.
03
şakalaşmak, yaramazlık yapmak
to engage in playful or mischievous behavior, often in a way that is not intended to cause harm or offense
Örnekler
On weekends, they often mess around, joking and playing pranks on each other.
Hafta sonları, sık sık şakalaşırlar, birbirlerine şaka yapıp eğlenirler.
04
takılmak, flört etmek
to engage in casual sexual activity with someone, often without commitment or emotional attachment
Örnekler
The friends decided to mess around after several drinks at the bar.
Arkadaşlar barda birkaç içkiden sonra takılmaya karar verdiler.



























