Ara
lovely
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
loveliest
karşılaştırma derecesi
lovelier
derecelendirilebilir
Örnekler
He had a lovely singing voice that captivated the audience.
Seyircileri büyüleyen güzel bir şarkı sesi vardı.
02
hoş
delightful or pleasurable in experience or quality
Örnekler
We had a lovely time at the park this afternoon.
Bu öğleden sonra parkta harika bir zaman geçirdik.
03
sevimli, dost canlısı
(of a person) very kind, generous, and friendly
gayriresmî
Örnekler
Her mother was a lovely woman.
Annesi sevimli bir kadındı.
Lovely
eski kullanım
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
lovelies
Örnekler
The photographer chose several young lovelies for the magazine shoot.
Fotoğrafçı, dergi çekimi için birkaç genç güzel seçti.
Örnekler
Good morning, my lovely. Did you sleep well?
Günaydın, sevgilim. İyi uyudun mu?
lovely
01
harika bir şekilde, güzelce
done in a way that is visually, emotionally, or aesthetically pleasing
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
She sings lovely, with a voice like honey.
O harika bir şekilde şarkı söylüyor, bal gibi bir sesi var.
Leksikal Ağaç
loveliness
unlovely
lovely
love



























