Ara
to loiter
Örnekler
The couple loitered by the riverbank, slowly making their way down the trail while chatting and enjoying the scenery.
Çift, nehir kıyısında oyalanarak, sohbet ederek ve manzaranın tadını çıkararak patikada yavaşça ilerledi.
02
oyalanmak, boş boş dolaşmak
to stand around in a public place without an apparent or clear purpose
Intransitive: to loiter somewhere
Örnekler
After finishing his work shift, James would often loiter in the nearby park, enjoying the fresh air and relaxation.
İş vardiyasını bitirdikten sonra James, yakındaki parkta sık sık oyalanırdı, temiz havanın ve rahatlamanın tadını çıkarırdı.



























