Ara
to lock in
01
kapıyı üstüne kilitlemek
to shut someone or oneself in a place by locking the door
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
in
temel fiil
lock
şimdiki zaman
lock in
3. tekil kişi
locks in
şimdiki zaman ortacı
locking in
basit geçmiş zaman
locked in
geçmiş zaman ortacı
locked in
Örnekler
During the storm, they locked themselves in the cabin for safety.
Fırtına sırasında güvenlik için kendilerini kulübeye kapattılar.
02
kilitlemek, mühürlemek
to secure something tightly in place, preventing leakage, loss, or alteration
Örnekler
The airtight jar locked in the freshness of the cookies.
Hava geçirmez kavanoz, kurabiyelerin tazeliğini kilitlemişti.
03
kilitlemek, sabitlemek
to make something fixed or certain, preventing it from changing
Örnekler
The investor locked in a favorable exchange rate for their currency transaction, ensuring a predictable outcome.
Yatırımcı, döviz işlemi için uygun bir döviz kurunu kilitleyerek öngörülebilir bir sonuç elde etti.
04
yoğunlaşmak, tamamen odaklanmak
to enter a state of total focus or concentration on a task
argo
Örnekler
I locked in and finished the report ahead of schedule.
Kilitlendim ve raporu planlanandan önce bitirdim.



























