Ara
to lead on
01
aldatmak, yanıltmak
to intentionally deceive someone by making them believe something that is not true
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
on
temel fiil
lead
şimdiki zaman
lead on
3. tekil kişi
leads on
şimdiki zaman ortacı
leading on
basit geçmiş zaman
led on
geçmiş zaman ortacı
led on
Örnekler
The salesman is leading on the customer by saying that the car is in good condition, when in reality it has a lot of problems.
Satıcı, arabanın iyi durumda olduğunu söyleyerek müşteriyi kandırıyor, oysa gerçekte birçok sorunu var.
1.1
birine yanlış umutlar vermek, oyalamak
to give someone false hope of a romantic relationship
Örnekler
The flirt led the man on by giving him mixed signals, when in reality she wasn't interested in him.
Flörtöz, ona karışık sinyaller vererek adamı kandırdı, oysa gerçekte ona ilgi duymuyordu.
02
rehberlik etmek, yol göstermek
to guide or show the way to someone
Örnekler
The tour guide led us on a fascinating journey through the ancient ruins.
Tur rehberi bizi antik kalıntılar arasında büyüleyici bir yolculuğa götürdü.



























