Ara
to kick in
[phrase form: kick]
01
tekmek, kırmak
to forcefully open or break through something, often a door or barrier
Örnekler
To get to the fire extinguisher, she had to kick in the glass case.
Yangın söndürücüye ulaşmak için cam kabı tekmeyle kırmak zorunda kaldı.
02
etkisini göstermek, etkili olmaya başlamak
to start to have an impact
Örnekler
The heater takes a little while to warm up, but once it does, you 'll feel the heat kick in.
Isıtıcının ısınması biraz zaman alır, ama bir kez ısındığında, sıcaklığın devreye girdiğini hissedersiniz.
03
katkıda bulunmak, yardım etmek
to contribute one's share of money or assistance to a collective effort or cause
Örnekler
I'll kick a few dollars in for the charity event.
Hayır etkinliği için birkaç dolar katkıda bulunacağım.



























