Ara
jealously
01
kıskançlıkla
with resentment or envy towards someone else's achievements, possessions, or advantages
Örnekler
The painter looked jealously at his rival's sold-out gallery.
Ressam, rakibinin tükenmiş galerisine kıskançlıkla baktı.
1.1
kıskançlıkla
in a way that reflects emotional insecurity or anger over sharing someone's affection or attention
Örnekler
The dog growled jealously when its owner cuddled the cat.
Köpek, sahibi kediyi kucakladığında kıskançlıkla hırladı.
Örnekler
The company jealously guarded its trade secrets.
Şirket, ticari sırlarını kıskançlıkla korudu.
Leksikal Ağaç
jealously
jealous



























