vieux
vieux
vjø
vyeu
vineuxvicieux

"vieux"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

vieux
01

yaşlı, ihtiyar

qui a beaucoup d'années, qui n'est plus jeune 
vieux definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus vieux
karşılaştırma derecesi
plus vieux
derecelendirilebilir
eril tekil
vieil
eril çoğul
vieux
dişil tekil
vieille
dişil çoğul
vieilles
Örnekler
Mon grand-père est un homme vieux et sage. 

Büyükbabam yaşlı ve bilge bir adamdır.

02

eski, yaşlı

qui existe depuis longtemps, qui n'est pas récent 
vieux definition and meaning
Örnekler
Cette maison est très vieille. 

Bu ev çok eski.

03

eski, önceki

qui était là avant, qui n'est plus actuel 
vieux definition and meaning
Örnekler
Mon vieux professeur habite à Paris. 

Eski öğretmenim Paris'te yaşıyor.

Le vieux
01

yaşlı adam, ihtiyar

homme qui a beaucoup d'années, un homme âgé 
le vieux definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
vieux
Örnekler
Le vieux marche lentement dans la rue. 

Yaşlı adam sokakta yavaşça yürüyor.

vieux
01

dostum, kanka

mot utilisé pour s'adresser familièrement à un ami , un copain 
Örnekler
Salut, vieux  ! Comment ça va ? 

Merhaba, dostum! Nasılsın?

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store