Ara
friser
01
kıvırmak, kıvırık yapmak
donner des boucles ou ondulations aux cheveux
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
frise
1. çoğul kişi
frisons
gelecek zamanda 1. kişi
friserai
şimdiki zaman ortacı
frisant
geçmiş zaman ortacı
frisé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
frisions
Örnekler
Il a frisé les pointes pour un style plus dynamique.
Daha canlı bir stil için uçları kıvırdı.
02
sıyırmak, sınırında olmak
frôler, être très proche de quelque chose
Örnekler
Le ballon frise la barre transversale et tombe.
Top sıyırıyor üst direği ve düşüyor.
03
sınırında olmak, yaklaşmak
être proche de quelque chose, approcher un âge, un nombre ou une situation
Örnekler
Le taux de chômage frise les 10 %.
İşsizlik oranı %10'u sıyırıyor.



























