Ara
Le clinquant
01
payet, simli süs
petite pièce brillante utilisée pour décorer
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
clinquants
Örnekler
Le clinquant brille sous les lumières.
Pırıltılı süs ışıkların altında parlar.
02
gösterişli parlaklık, yapmacık parıltı
apparence brillante mais superficielle et de mauvais goût
Örnekler
Le clinquant de sa richesse est vulgaire.
Zenginliğinin parlak görünüşü kaba saba.
clinquant
01
gösterişli, parlak
qui brille de manière excessive et artificielle
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus clinquant
karşılaştırma derecesi
plus clinquant
derecelendirilebilir
eril tekil
clinquant
eril çoğul
clinquant
dişil tekil
clinquant
dişil çoğul
clinquant
Örnekler
Leur mariage était trop clinquant à mon goût.
Onların düğünü benim zevkime göre fazla gösterişli idi.



























