fafax
fafax
fa[n]

fa,fa notası

fable[n]

fabl,ahlak hikayesi

fabriquer[v]

üretmek,imal etmek

façade[n]

cephe,ön cephe

face à[prep]

karşısında

face-à-face[n]

yüz yüze tartışma,doğrudan karşılaşma

facebook[n]

Facebook,Facebook

fâché[adj]

kızgın,sinirli

facile[adj]

kolay,basit

facilement[adv]

kolayca,rahatça

faciliter[v]

kolaylaştırmak,basitleştirmek

façonner[v]

şekil vermek, biçimlendirmek

facteur[n]

posta dağıtıcısı,posta taşıyıcısı

facture[n]

fatura,fatura belgesi

faculté[n]

fakülte,üniversite bölümü

fade[adj]

tatsız,yavan

faible[adj]

zayıf (bir konuda)

faiblesse[n]
faillite[n]

iflas,batkınlık

faim[n]

açlık,iştah

fainéant[adj]
faire[v]

yapmak,oluşturmak

faire beau[phrase]
faire boule de neige[phrase]
faire d'une pierre deux coups[phrase]
faire de la pâtisserie[phrase]
faire de son mieux[phrase]
faire des courses[phrase]
faire des grimaces[phrase]
faire des histoires[phrase]
faire du baby-sitting[v]

çocuk bakıcılığı yapmak,bebek bakmak

faire du jonglage[phrase]
faire du shopping[phrase]
faire froid[phrase]
faire froid dans le dos[phrase]
faire la queue[phrase]
faire la vaisselle[phrase]
faire le jeu[phrase]
faire le tour du monde[phrase]
faire les magasins[phrase]
faire mal[phrase]
faire marche arrière[phrase][v]
faire mouche[phrase]
faire part[phrase]
faire preuve de[phrase]
faire tout un fromage[phrase]
faire un dessin[phrase]
faire un froid de canard[phrase]
faire un signe de la main[phrase]
faire un trou[phrase]
faire-part[n]

duyuru kartı,haber kartı

faisan[n]

sülün,sülün kuşu

faisceau[n]

demet,bağ

fait divers[n]

gazete haberi,olay haberi

falaise[n]

uçurum

falloir[v]

gerekmek,zorunda olmak

falsifier[v]

sahtesini yapmak,tahrif etmek

famélique[adj]
fameux[adj]
familial[adj]

ailevi

familiarité[n]
famille[n]

aile,sülale

fan[n]

hayran

faner[v]

kurutmak,havalandırmak

fantastique[adj][n]

fantastik,olağanüstü • fantazi,fantastik tür

fantôme[n]

hayalet,ruh

farce[n]
farcir[v]

doldurmak,içini doldurmak

fard à paupières[n]

göz farı,göz makyajı

fardeau[n]
farfelu[adj][n]

tuhaf,acayip • sorumsuz kişi,tuhaf kişi

farine[n]

un,öğütülmüş tahıl tozu

farine complète[n]

tam buğday unu,kepekli un

farine de maïs[n]

mısır unu,mısır nişastası

farineux[adj]

unlu,unumsu

farouchement[adv]
fascinant[adj]

büyüleyici,etkileyici

fast fashion[n]

hızlı moda,çabuk moda

fast-food[n]

fast food,hızlı yemek

fastidieux[adj]
fastueux[adj]
fatalité[n]

kader,alın yazısı

fatigue[n]

yorgunluk

fatigué[adj]

yorgun,bitkin

fauché[adj]

parasız,beş parasız

faucon[n]

şahin,gündüz avcı kuşu

faune[n]

fauna,bölge hayvanları

faussaire[n]
fausse couche[n]

düşük,gebelik kaybı

faute[n]

hata,yanlış

faute de[phrase]
fauteuil[n]

koltuk,kanepe

fauteuil inclinable[n]

yataklı koltuk,rekliner koltuk

fauteuil roulant[n]

tekerlekli sandalye,hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler için tekerlekli sandalye

faux[n][adj][adv]

tırpan,orak • yanlış,hatalı • yanlış bir şekilde,hatalı olarak

favorable[adj]

elverişli,uygun

favori[n]

favori,gözde

favoris[n]

favori,yanak sakalı

favoriser[v]

desteklemek,teşvik etmek

fax[n]

faks,telefaks

LanGeek
Uygulamayı İndir