fosse septiquefusain
fosse septiquefusain
fosse septique[n]

septik tank,foseptik

fossette[n]

gamze,çene çukuru

fossile[adj]

fosil,taşıl

fou[adj][n]

deli,çılgın • fil,piskopos

fou à lier[phrase]
foudre[n]

şimşek,yıldırım

fouet[n]

kırbaç,kamçı

fouetter[v]

kamçılamak,kırbaçlamak

fouille[n]

kazı,hafriyat

foulard[n]

eşarp,atkı

foule[n]

kalabalık,izdiham

four[n]

fırın,fırın

fourchette[n]

çatal,fork

fourgonnette[n]

minibüs,kamyonet

fourmi[n]

karınca,karınca böceği

fourmilière[n]

karınca yuvası,karınca yığını

fournir[v]

sağlamak,temin etmek

fournisseur[n]

tedarikçi,sağlayıcı

fourrage[n]

yem,yem bitkisi

fourrure[n]

kürk,post

foyer[n]

yuva,ev

fraction[n]

kesir

fracture[n]

kırık,çatlak

fracturer[v]

kırmak,kırık oluşturmak

fragile[adj]

kırılgan,hassas

fragilité[n]
frais[adj][n][adv]

serin,serinletici • masraflar,giderler • yakın zamanda,yeni

fraise[n]

çilek,frenküzümü

framboise[n][adj]

ahududu,frambuaz • ahududu rengi,ahududu

franc[adj][n]

açık sözlü, doğrudan • frank,frank (para birimi)

français[adj][n]

Fransız,Fransızca • Fransızca,Fransız dili

france[n]

Fransa,Fransa ülkesi

franchement[adv]
franchir[v]
franchise[n]

açık sözlülük,samimiyet

francophone[adj]

Fransızca konuşan,Fransızca konuşan

francophonie[n]
frange[n]

kakül,perçem

frappé[adj][n]

vurulmuş,çarpmış • frappe,soğuk içecek

frapper[v]

vurmak,dövmek

fraternité[n]

kardeşlik,birlik

fraude[n]

dolandırıcılık,sahtekârlık

frauduleux[adj]
frayeur[n]

korku,dehşet

fredonner[v]

mırıldanmak,mırıldayarak söylemek

freiner[v]

frenlemek,durdurmak

frêle[adj]

kırılgan,zayıf

fréquence[n]

frekans,sıklık

fréquenter[v]

takılmak,gezmek

frère[n][adj]

erkek kardeş,kardeş • kardeş,kardeşçe

fresque[n]

fresk,duvar resmi

frette[n]

perde,fret

friandise[n]

tatlı,şekerleme

frictionner[v]

ovmak,masaj yapmak

frigo[n]

buzdolabı,soğutucu

frileux[adj]
frimer[v]

hava atmak,gösteriş yapmak

fripouille[n]

alçak,haysiyetsiz

frire[v]

kızartmak

frise[n]

friz,süs şeridi

frisé[adj]
friser[v]

kıvırmak,kıvırık yapmak

frisson[n]

titreme,ürperme

frissonner[v]

titremek

frit[adj]

kızarmış,kızartılmış

frites[n]

patates kızartması,kızarmış patates

friteuse[n]

derin yağda kızartma makinesi,fritöz

friteuse à air[n]

hava fritözü,yağsız fritöz

froid[adj][n]

soğuk,buz gibi • soğuk algınlığı,nezle

froissé[adj]

buruşuk,kırışık

fromage[n]

peynir

froncement[n]

kırışıklık,buruşukluk

fronder[v]
front[n]

alın,alın

frontière[n]
frottement[n]
frotter[v]

ovmak,sürtmek

frugal[adj]
fruit[n]

meyve,yemiş

fruit à pépins[n]

çekirdekli meyve,tohumlu meyve

fruit de la passion[n]

çarkıfelek meyvesi,passion fruit

fruit sec[n]

kuru meyve,kurutulmuş meyve

fruits de mer[n]

deniz ürünleri,deniz mahsulleri

frustration[n]

hayal kırıklığı,düş kırıklığı

fudge[n]

fudge,yumuşak şekerleme

fuir[v]

kaçmak,uzaklaşmak

fuite[n]

kaçış,firar

fuite d'eau[n]

su kaçağı,su sızıntısı

fulgurant[adj]
full[n]

full,full house

fumé[adj]

füme,tütsülenmiş

fumer[v]

sigara içmek,tütün dumanını içine çekmek

fumeur[n]

sigara içen,tütün kullanan

fumier[n]
fumoir[n]
furet[n]

dağ gelinciği,evcil gelincik

furie[n]
furieusement[adv]
furieux[adj]

öfkeli,kızgın

fusain[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir