Ara
encerrar
01
içermek, kapsamak
tener algo en su interior o como parte de sí
Örnekler
Sus palabras encerraban una verdad dolorosa.
Onun sözleri acı bir gerçeği içeriyordu.
02
hapsetmek
confinar a una persona en un lugar como una prisión, manicomio, etc.
Örnekler
Encerraron a los prisioneros de guerra en condiciones terribles.
Savaş esirlerini korkunç koşullarda hapsettiler.
03
kapamak, hapsetmek
poner o mantener a alguien o algo dentro de un lugar cerrado
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
1. tekil kişi
encierro
3. tekil kişi
encierra
şimdiki zaman ortacı
encerrando
basit geçmiş zaman
encerró
geçmiş zaman ortacı
encerrado
Örnekler
El niño encerró a su hermano en el baño sin querer.
Çocuk, kardeşini yanlışlıkla banyoda kapattı.



























