tirar
[past form: tiré][present form: tiro]
01
çekmek
ejercer fuerza para mover algo hacia uno mismo
Örnekler
Ella tiró la manta para cubrirse mejor.
Daha iyi örtünmek için battaniyeyi çekti.
02
çekmek
mover o llevar algo pesado tirando de él
Örnekler
El camión tiraba de varios vagones en la vía férrea.
Kamyon, demiryolu üzerinde birkaç vagonu çekiyordu.
03
atmak
lanzar algo con la mano o desde un lugar
Örnekler
El jugador tiró el disco con mucha fuerza.
Oyuncu diski büyük bir güçle fırlattı.



























