Ara
tirar
[past form: tiré][present form: tiro]
01
çekmek
ejercer fuerza para mover algo hacia uno mismo
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
1. tekil kişi
tiro
3. tekil kişi
tira
şimdiki zaman ortacı
tirando
basit geçmiş zaman
tiré
geçmiş zaman ortacı
tirado
Örnekler
Ella tiró la manta para cubrirse mejor.
Daha iyi örtünmek için battaniyeyi çekti.
02
çekmek
mover o llevar algo pesado tirando de él
Örnekler
El camión tiraba de varios vagones en la vía férrea.
Kamyon, demiryolu üzerinde birkaç vagonu çekiyordu.
03
atmak
lanzar algo con la mano o desde un lugar
Örnekler
El jugador tiró el disco con mucha fuerza.
Oyuncu diski büyük bir güçle fırlattı.
04
devirmek
derribar o hacer caer algo o a alguien con fuerza
Örnekler
Un golpe fuerte puede tirar la puerta de su marco.
Güçlü bir darbe, kapıyı çerçevesinden düşürebilir.



























