Ara
Grace
01
zarafet, iyilikseverlik
a disposition toward kindness, compassion, or goodwill
Örnekler
Grace in leadership encourages loyalty.
Zarafet liderlikte sadakati teşvik eder.
02
lütuf
(in Christian theology) a state of being under divine influence
Örnekler
Grace transforms the hearts of the faithful.
Lütuf, imanlıların kalplerini dönüştürür.
03
nezaket
elegance, beauty, or smoothness in movement or expression
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
Örnekler
The painting captures the grace of the dancer.
Tablo, dansçının zarafetini yakalar.
04
zarafet, naziklik
a sense of propriety, courtesy, or consideration for others
Örnekler
Speaking with grace can ease tensions.
Zarafetle konuşmak gerginlikleri hafifletebilir.
05
yemek duası, sofra duası
a brief prayer of thanks said before a meal
Örnekler
She led grace at the community dinner.
Topluluk yemeğinde şükran duasını o yönetti.
06
Graces, Kharit
(in Greek mythology) one of three sisters who personify beauty and charm, frequently depicted in art
Örnekler
Paintings of the Graces show their charm and poise.
Graces'in resimleri onların çekiciliğini ve zarafetini gösterir.
07
ödeme erteleme süresi, gecikme affı süresi
a period after a deadline during which a penalty for lateness is waived
Örnekler
A grace was granted due to unforeseen circumstances.
Bir erteleme süresi öngörülemeyen durumlar nedeniyle verildi.
08
normalde kurallara aykırı olan özel hareket
a bonus turn in a game allowing an extra action beyond the normal limit
Örnekler
He used his grace to advance strategically.
Stratejik olarak ilerlemek için lütfunu kullandı.
to grace
01
süslemek, güzelleştirmek
to beautify something by adding ornamentation, color, or decorative elements
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
grace
3. tekil kişi
graces
şimdiki zaman ortacı
gracing
basit geçmiş zaman
graced
geçmiş zaman ortacı
graced
Örnekler
The ceiling was graced with intricate frescoes.
Tavan, karmaşık fresklerle süslendi.
02
süslemek, güzelleştirmek
to add beauty, dignity, or elegance to something by being present
Örnekler
Her presence graced the ceremony with dignity.
Varlığı, törene zarafet kattı.
Leksikal Ağaç
disgrace
graceful
graceless
grace



























