Ara
to gaze
01
gözünü dikmek
to look at someone or something without blinking or moving the eyes
Intransitive: to gaze somewhere
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
gaze
3. tekil kişi
gazes
şimdiki zaman ortacı
gazing
basit geçmiş zaman
gazed
geçmiş zaman ortacı
gazed
Örnekler
During the romantic dinner, they gazed into each other's eyes, sharing a silent connection.
Romantik akşam yemeği sırasında, birbirlerinin gözlerine baktılar, sessiz bir bağ paylaştılar.
Gaze
01
bakış, nazar
a steady, prolonged look at someone or something
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
gazes
Örnekler
His intense gaze made everyone in the room uncomfortable.
Onun yoğun bakışı, odadaki herkesi rahatsız etti.



























