Ara
full-time
01
tam zamanlı
done for the usual hours in a working day or week
Örnekler
He is a full-time student and does n't have a job right now.
O, tam zamanlı bir öğrenci ve şu anda bir işi yok.
full-time
01
tam zamanlı, tam gün
for the entire standard duration of work or activity
Örnekler
The athlete trains full-time to prepare for competitions.
Atlet, yarışmalara hazırlanmak için tam zamanlı antrenman yapıyor.



























