Ara
to fall into
[phrase form: fall]
01
düşmek, başlamak
to begin doing something, often without prior intention
Transitive: to fall into a habit or activity
Örnekler
Sarah did n't plan to adopt a healthier lifestyle, but she gradually fell into the routine of regular exercise and balanced eating.
Sarah daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeyi planlamamıştı, ama yavaş yavaş düzenli egzersiz ve dengeli beslenme rutinine düştü.
02
bir şeye kapılmak
to accidentally enter something
Transitive: to fall into sth
Örnekler
Sarah warned her friend to watch his step, or he might fall into the open manhole.
Sarah, arkadaşını adımlarına dikkat etmesi konusunda uyardı, yoksa açık rögar kapağına düşebilirdi.
03
sınıflandırılmak, düşmek
to be categorized under a specific classification or type
Transitive: to fall into a category
Örnekler
With its unique blend of influences, the music of the band does n't easily fall into a specific genre.
Eşsiz etki karışımıyla, grubun müziği kolayca belirli bir türe dâhil edilemez.
04
içine düşmek, durumuna gelmek
to change into a particular condition, position, etc.
Transitive: to fall into a state
Örnekler
After a long day, she fell into her favorite armchair, seeking comfort.
Uzun bir günün ardından, rahatlık arayışı içinde en sevdiği koltuğuna düştü.



























