dodge
dodge
dɑʤ
dac
British pronunciation
/dˈɒd‍ʒ/

"dodge"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to dodge
01

kaçınmak, sıyrılmak

to intentionally avoid an issue or responsibility
Transitive: to dodge a responsibility or situation
to dodge definition and meaning
example
Örnekler
The politician regularly dodges inquiries about controversial policies.
Politikacı, tartışmalı politikalar hakkındaki soruları düzenli olarak atlatır.
02

kaçınmak, sıyrılmak

to avoid someone or something by making a quick, sudden movement
Transitive: to dodge sb/sth
example
Örnekler
He dodged the falling branch just in time, avoiding injury.
O, düşen dalı tam zamanında atlatmayı başardı ve yaralanmaktan kurtuldu.
03

kaçınmak, sıyrılmak

to move quickly to one side or out of the way in order to avoid something
Intransitive: to dodge | to dodge to a direction
example
Örnekler
The child dodged through the crowd to catch up with his friends.
Çocuk, arkadaşlarına yetişmek için kalabalığın arasından sıyrıldı.
Dodge
01

kaçınma, savuşturma

a quick evasive movement
02

hile, düzen

an elaborate or deceitful scheme contrived to deceive or evade
03

kaçamak, hile

a statement that evades the question by cleverness or trickery
04

sıyrılma, kaçınma

(lacrosse) a player's sudden and agile movement to evade defenders while carrying or receiving the ball
example
Örnekler
She 's been practicing her dodge tirelessly to become a top scorer.
O, en iyi golcü olmak için yorulmadan kaçınma hareketini pratik yapıyor.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store