discriminate
dis
dɪs
dis
cri
ˈkrɪ
kri
mi
mi
mi
nate
ˌneɪt
neyt
/dɪskɹˈɪmɪnˌe‍ɪt/

"discriminate"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to discriminate
01

ayrımcılık yapmak

to unfairly treat a person or group of people based on their sex, race, etc.
Intransitive: to discriminate against sb
to discriminate definition and meaning
Örnekler
The law prohibits businesses from discriminating against customers based on their disability.
Yasa, işletmelerin müşterileri engellilik durumlarına göre ayrımcılık yapmasını yasaklar.
02

ayırt etmek, fark gözetmek

to notice or establish a difference in or between two or more things
Transitive: to discriminate sth | to discriminate sth from sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
discriminate
3. tekil kişi
discriminates
şimdiki zaman ortacı
discriminating
basit geçmiş zaman
discriminated
geçmiş zaman ortacı
discriminated
Örnekler
Artists are trained to discriminate colors that may look the same to the untrained eye.
Sanatçılar, eğitimsiz göze aynı görünebilecek renkleri ayırt etmek için eğitilir.
03

ayrım yapmak

to identify or perceive differences between two or more things, people, or ideas
Intransitive: to discriminate between two or more things
Örnekler
Her refined palate can discriminate the flavors in complex dishes.
Onun rafine damak tadı, karmaşık yemeklerdeki tatları ayırt edebilir.
discriminate
01

ayırt edici, ince ayrımlar yapabilen

marked by the ability to see or make fine distinctions
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
geçmiş ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most discriminate
karşılaştırma derecesi
more discriminate
derecelendirilebilir
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store