Ara
to dig in
01
iştahla yemek
to start eating with enthusiasm
Intransitive
Örnekler
As the delicious aroma filled the air, everyone was eager to dig in and enjoy the homemade feast.
Lezzetli koku havayı doldururken, herkes iştahla yemeye başlamak ve ev yapımı şölenin tadını çıkarmak için sabırsızlanıyordu.
02
karıştırmak, gömmek
to mix a substance, such as fertilizer or compost, into the soil by digging
Transitive: to dig in a substance
Örnekler
Before planting the garden, it's essential to dig in organic matter to improve soil fertility.
Bahçeyi dikmeden önce, toprak verimliliğini artırmak için organik maddeyi karıştırmak çok önemlidir.
03
işe koyulmak, azimle başlamak
to start a task or activity with determination, commitment, or enthusiasm
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
dig
şimdiki zaman
dig in
3. tekil kişi
digs in
şimdiki zaman ortacı
digging in
basit geçmiş zaman
dug in
geçmiş zaman ortacı
dug in
Örnekler
Faced with a challenging project, the team decided to dig in and work collaboratively to overcome obstacles.
Zorlu bir projeyle karşı karşıya kalan ekip, engellerin üstesinden gelmek için işe koyulmaya ve birlikte çalışmaya karar verdi.



























