Ara
devout
01
dindar
believing firmly in a particular religion
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most devout
karşılaştırma derecesi
more devout
derecelendirilebilir
Örnekler
The village is known for its devout population, with many residents participating in religious ceremonies.
Köy, dindar nüfusuyla tanınır, birçok sakin dini törenlere katılır.
02
içten
sincere or earnest in one's beliefs, convictions, or principles
Örnekler
The professor was a devout defender of academic freedom, passionately advocating for the right to free inquiry.
Profesör, akademik özgürlüğün sadık bir savunucusuydu, özgür araştırma hakkını tutkuyla savunuyordu.



























