Ara
to detain
01
tutuklamak
to officially hold someone in a place, such as a jail, and not let them go
Transitive: to detain sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
detain
3. tekil kişi
detains
şimdiki zaman ortacı
detaining
basit geçmiş zaman
detained
geçmiş zaman ortacı
detained
Örnekler
The immigration officers have the authority to detain individuals entering the country illegally.
Göçmenlik memurlarının ülkeye yasa dışı giren bireyleri gözaltına alma yetkisi vardır.
02
tutmak, alıkoymak
to hold someone or something back, preventing further action or movement
Transitive: to detain sb
Örnekler
The storm detained us at the airport for several hours.
Fırtına bizi havaalanında birkaç saat alıkoydu.
Leksikal Ağaç
detainment
detain



























