to delineate
de
di
li
ˈlɪ
li
neate
ˌnieɪt
nieit
delicate

"delineate"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to delineate
01

detaylara girmek

to give an explanation in detail and with precision 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
delineate
3. tekil kişi
delineates
şimdiki zaman ortacı
delineating
basit geçmiş zaman
delineated
geçmiş zaman ortacı
delineated
Örnekler
The teacher will delineate the rules of the experiment for the students. 

Öğretmen, öğrenciler için deneyin kurallarını açıklayacak.

02

betimlemek

to draw or trace lines on a surface 
Örnekler
In the drawing class, students were taught how to delineate shadows to add depth to their sketches. 

Çizim dersinde, öğrencilere eskizlerine derinlik katmak için gölgeleri çizmek öğretildi.

03

çizmek, sınırlarını belirlemek

trace the shape of 
04

sınırlamak, tanımlamak

determine the essential quality of 
05

taslak çizmek, şeklini göstermek

show the form or outline of 
delineate
01

sınırları çizilmiş, kesin olarak temsil edilmiş

represented accurately or precisely 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
geçmiş ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most delineate
karşılaştırma derecesi
more delineate
derecelendirilebilir
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store