to cuddle
cuddle
kʌdᵊl
kadl
curdlecoddle

"cuddle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to cuddle
01

kucaklamak

to hold close in one's arms or embrace affectionately, especially in a loving or comforting manner 
Intransitive
Transitive: to cuddle sb
to cuddle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
cuddle
3. tekil kişi
cuddles
şimdiki zaman ortacı
cuddling
basit geçmiş zaman
cuddled
geçmiş zaman ortacı
cuddled
Örnekler
After a long day, she loves to cuddle with her partner on the couch to relax and unwind. 

Uzun bir günün ardından, rahatlamak ve stres atmak için partneriyle kanepede kucaklaşmayı sever.

02

kucaklaşmak, sarılmak

to settle into a snug, warm, and comfortable position 
Intransitive
Örnekler
She cuddled under the blanket, feeling the warmth wrap around her. 

O, battaniyenin altına kıvrıldı, etrafını saran sıcaklığı hissetti.

Cuddle
01

kucaklama, sevecen kucak

a close and affectionate (and often prolonged) embrace 
cuddle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
cuddles
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store