Ara
to creak
01
gıcırdamak
to make a harsh, high-pitched sound when something rubs against or moves against another surface that is rough or rusty
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
creak
3. tekil kişi
creaks
şimdiki zaman ortacı
creaking
basit geçmiş zaman
creaked
geçmiş zaman ortacı
creaked
Örnekler
In the silence of the night, we could hear the ancient rocking chair creak back and forth.
Gecenin sessizliğinde, eski sallanan sandalyenin ileri geri gıcırdadığını duyabiliyorduk.
Creak
01
gıcırtı, çıtırtı
a high-pitched, squeaking sound, typically produced by something wooden or metallic when under pressure or movement
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
creaks
Örnekler
They could hear the creak of the ship's timbers as it sailed through rough waters.
Gemi zorlu sularda ilerlerken geminin ahşaplarının gıcırtısını duyabiliyorlardı.
Leksikal Ağaç
creaking
creaking
creak



























