Ara
to coarsen
01
kabalaştırmak, kaba hale getirmek
to reduce the refinement, subtlety, or delicacy of something
Transitive: to coarsen sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
coarsen
3. tekil kişi
coarsens
şimdiki zaman ortacı
coarsening
basit geçmiş zaman
coarsened
geçmiş zaman ortacı
coarsened
Örnekler
Exposure to such crude language coarsened his speech.
Böyle kaba bir dile maruz kalmak onun konuşmasını kabalaştırdı.
02
pürüzlendirmek, kalınlaştırmak
to make a material or surface rougher or thicker in texture
Transitive: to coarsen sth
Örnekler
The fabric was coarsened by repeated drying.
Kumaş, tekrarlanan kurutma ile kabaşlaştırıldı.
03
kabaşlaşmak, sertleşmek
to become rougher or thicker in texture or quality
Intransitive
Örnekler
Over time, the leather coarsened from constant handling.
Zamanla, deri sürekli kullanımdan dolayı sertleşti.
Leksikal Ağaç
coarsened
coarsen
coarse



























