Ara
Clot
01
pıhtı, tromboz
a thick, solid mass that forms within a liquid when parts of it stick together
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
clots
Örnekler
A clot of mud stuck to his boot.
Bir pıhtı çamur onun botuna yapışmıştı.
to clot
01
pıhtılaşmak, kesilmek
to turn from a liquid into a thick or solid mass, often by particles sticking together
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
clot
3. tekil kişi
clots
şimdiki zaman ortacı
clotting
basit geçmiş zaman
clotted
geçmiş zaman ortacı
clotted
Örnekler
The medicine helps the blood clot more quickly.
İlaç, kanın daha hızlı pıhtılaşmasına yardımcı olur.
02
pıhtılaşmak, kesilmek
to thicken or coagulate into lumps, especially in dairy products
Örnekler
The recipe requires the milk to clot before adding rennet.
Tarif, peynir mayası eklenmeden önce sütün pıhtılaşmasını gerektirir.
03
pıhtılaştırmak, katılaştırmak
to cause a liquid to thicken or solidify
Örnekler
He added vinegar to clot the mixture for the recipe.
Tarif için karışımı pıhtılaştırmak için sirke ekledi.
04
pıhtılaşmak, topaklanmak
to come together in a mass, often forming a thick or obstructive group
Örnekler
Mud clotted in the farmer's boots after the rain.
Çamur, yağmurdan sonra çiftçinin botlarında pıhtılaşıyordu.



























