Ara
cautious
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most cautious
karşılaştırma derecesi
more cautious
derecelendirilebilir
Örnekler
She walked with cautious steps along the icy sidewalk, mindful of the slippery surface.
Buzlu kaldırımda kaygan yüzeyin farkında olarak dikkatli adımlarla yürüdü.
02
tedbirli, ihtiyatlı
avoiding overindulgence or unnecessary risk
Örnekler
He is cautious in his spending to save for the future.
Geleceği için para biriktirmek amacıyla harcamalarında dikkatli davranıyor.
Cautious
01
tedbirli olanlar, ihtiyatlılar
people who are habitually careful, fearful, or inclined to avoid risk
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
The cautious in the village rarely ventured beyond familiar paths.
Köydeki ihtiyatlılar nadiren tanıdık yolların ötesine çıkarlardı.
Leksikal Ağaç
cautiously
cautiousness
incautious
cautious



























