to alert
a
ə
ē
lert
ˈlɜ:t
lēt
avert

"alert"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to alert
01

uyarmak

to warn someone of a possible danger, problem, or situation that requires their attention 
Transitive: to alert sb of a danger or problem | to alert sb to a danger or problem
to alert definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
alert
3. tekil kişi
alerts
şimdiki zaman ortacı
alerting
basit geçmiş zaman
alerted
geçmiş zaman ortacı
alerted
Örnekler
The security system alerted the homeowners to a possible break-in with a loud alarm. 

Güvenlik sistemi, yüksek bir alarmla ev sahiplerini olası bir hırsızlık konusunda uyardı.

alert
01

uyanık, açıkgöz

able to notice things or think quickly 
alert definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most alert
karşılaştırma derecesi
more alert
derecelendirilebilir
Örnekler
The alert security guard spotted the intruder before they could enter the building. 

Uyanık güvenlik görevlisi, davetsiz misafirin binaya girmesini engelledi.

02

tetikte, uyanık

actively observing or watchful, often for danger or specific events 
alert definition and meaning
Örnekler
Security guards were alert during the public event. 

Güvenlik görevlileri halka açık etkinlik sırasında tetikte idi.

03

çevik, atak

quick, energetic, or lively in action or movement 
Örnekler
She gave an alert response to the unexpected question. 

Beklenmedik soruya uyanık bir yanıt verdi.

Alert
01

ikaz

a warning intended to make someone more aware of potential danger 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
alerts
Örnekler
The storm alert advised residents to stay indoors. 

Fırtına uyarısı, sakinlere kapalı alanlarda kalmalarını tavsiye etti.

02

alarm, tehlike işareti

an automatic signal, often a sound, indicating danger 
Örnekler
The fire alarm is an alert for immediate evacuation. 

Yangın alarmı, acil tahliye için bir uyarıdır.

03

uyanıklık

a situation where people are ready to confront a threat 
Örnekler
The soldiers were placed on high alert as intelligence suggested an imminent attack from enemy forces. 

Askerler, istihbaratın düşman kuvvetlerinden yaklaşan bir saldırı olduğunu öne sürmesi üzerine yüksek alarm durumuna geçirildi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store