Ara
to cascade
01
şelale gibi akmak, hızla aşağı akmak
to flow down rapidly and in large quantities
Intransitive: to cascade somewhere
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
cascade
3. tekil kişi
cascades
şimdiki zaman ortacı
cascading
basit geçmiş zaman
cascaded
geçmiş zaman ortacı
cascaded
Örnekler
Sand cascaded down the dune as the wind blew across the desert.
Rüzgar çölde eserken kum dökülerek tepeden aşağı iniyordu.
02
kademeli olarak düzenlemek, ardışık olarak sıralamak
to arrange a series of objects or devices so that they are in a sequence or flow one after another
Transitive: to cascade items
Örnekler
The system cascaded the updates in sequence, ensuring no errors occurred.
Sistem, güncellemeleri sırayla aktardı, hiçbir hata oluşmadığından emin oldu.
Cascade
01
küçük şelale
a small steep waterfall, usually one of several others
Örnekler
The rocky landscape was dotted with numerous cascades.
Kayalık manzara, sayısız şelale ile doluydu.
02
çağlayan
a large, continuous flow or outpouring of something, such as light, hair, or even emotions, falling or spreading downward in abundance
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
cascades
Örnekler
The chandelier released a cascade of shimmering light.
Avize parıldayan bir ışık seli yaydı.
03
kaskad, zincirleme reaksiyon
a sequence of connected events, processes, or systems in which one triggers or depends on the next
Örnekler
The researcher described the cascade of chemical reactions in detail.
Araştırmacı, kimyasal reaksiyonların kaskadını ayrıntılı olarak açıkladı.



























