to buy
buy
baɪ
bai
byeTwibaetri

"buy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to buy
01

satın almak

to get something in exchange for paying money 
Transitive: to buy sth
to buy definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
şimdiki zaman
buy
3. tekil kişi
buys
şimdiki zaman ortacı
buying
basit geçmiş zaman
bought
geçmiş zaman ortacı
bought
Örnekler
I need to buy groceries for dinner tonight. 

Bu akşam yemek için market alışverişi yapmam gerekiyor.

1.1

birini parayla satın almak

to persuade a particular person to do something illegal or dishonest in exchange for money 
Transitive: to buy sb
to buy definition and meaning
Örnekler
He refused to be bought by their corrupt offers. 

Onların yozlaşmış teklifleriyle satın alınmayı reddetti.

1.2

elde etmek

to acquire something by trading or sacrificing something else of significant value 
Transitive: to buy something desirable
Örnekler
Success in this field is often bought with years of hard work. 

Bu alanda başarı genellikle yıllarca süren sıkı çalışmayla satın alınır.

1.3

satın almak, karşılamak

(of money) to be enough to pay for a particular thing 
Transitive: to buy sth
Örnekler
Ten dollars won't buy a decent meal in this city. 

Bu şehirde on dolar iyi bir yemek alamaz.

02

inanmak

to accept, believe, or trust something as true 
Transitive: to buy an excuse
to buy definition and meaning
argo
Örnekler
I don't buy his excuse for being late. 

Geç kalması için yaptığı bahaneyi yutmuyorum.

01

alışveriş, kelepir

an advantageous purchase 
buy definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
buys
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store