Ara
brittle
01
kırılgan, gevrek
easily broken, cracked, or shattered due to the lack of flexibility and resilience
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
brittlest
karşılaştırma derecesi
brittler
derecelendirilebilir
Örnekler
With each step, the brittle twigs underfoot snapped loudly in the quiet forest.
Her adımda, ayakların altındaki kırılgan dallar sessiz ormanda yüksek sesle kırılıyordu.
02
kırılgan, hassas
(of relationships, condition, etc.) easily broken and destroyed, due to being unable to handle challenges or disagreements
Örnekler
Their brittle friendship couldn't withstand the slightest disagreement.
Onların kırılgan arkadaşlıkları en ufak bir anlaşmazlığa dayanamadı.
03
soğuk (mizaç olarak)
lacking warmth or emotional flexibility, often indicating a cold or rigid demeanor
Örnekler
Her brittle tone indicated that she was still upset about the argument from earlier.
Onun kırılgan tonu, daha önceki tartışmadan hala üzgün olduğunu gösteriyordu.
04
tizli, kulak tirmalayici
(of a voice, sound, etc.) unpleasant to the ears, often due to its sharp, harsh quality
Örnekler
The brittle sound of breaking glass echoed through the empty hallway.
Kırılan camın tiz sesi boş koridorda yankılandı.
05
kırılgan, hassas
outwardly happy and confident, yet internally weak, anxious, and easily offended or upset
Örnekler
His brittle demeanor masked a deep-seated fear of failure and rejection.
Onun kırılgan tavrı, başarısızlık ve reddedilme korkusunu gizliyordu.
Brittle
01
şekerleme
a confection made of caramelized sugar cooled into thin, hard sheets, often containing nuts
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
brittles
Örnekler
She broke off a piece of peanut brittle and savored its sweet crunch.
Bir parça fıstıklı brittle kırdı ve tatlı çıtırlığının tadını çıkardı.
Leksikal Ağaç
brittleness
brittle



























