acutely
a
ə
e
cute
ˈkjut
kyut
ly
li
li
British pronunciation
/ɐkjˈuːtli/

"acutely"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

acutely
01

yoğun bir şekilde, keskin bir şekilde

in a highly sensitive or intense way
example
Örnekler
She acutely noticed the change in his tone during the conversation.
O, konuşma sırasında onun tonundaki değişikliği keskin bir şekilde fark etti.
02

keskin bir şekilde, derinlemesine

in a wise, insightful, or sharply perceptive manner
example
Örnekler
Her acutely formulated argument persuaded the entire panel.
Onun keskin bir şekilde formüle edilmiş argümanı tüm paneli ikna etti.
03

şiddetle

with a rapid and sudden onset, usually physical or medical
example
Örnekler
Symptoms appeared acutely, leaving no time for warning.
Semptomlar ani bir şekilde ortaya çıktı, uyarı için zaman bırakmadı.
04

şiddetle

with a sharp or steep angle
example
Örnekler
The road curved acutely, requiring careful navigation.
Yol sert bir şekilde kıvrılıyordu, dikkatli bir şekilde ilerlemeyi gerektiriyordu.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store