Ara
to stick down
[phrase form: stick]
01
karalamak, hızlıca not almak
to quickly write something in an informal or hasty manner
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
down
temel fiil
stick
şimdiki zaman
stick down
3. tekil kişi
sticks down
şimdiki zaman ortacı
sticking down
basit geçmiş zaman
stuck down
geçmiş zaman ortacı
stuck down
Örnekler
The poet would stick down lines of verse whenever inspiration struck, capturing fleeting moments.
Şair, ilham geldiğinde karalayarak mısraları kaydeder, gelip geçici anları yakalardı.
02
yapıştırmak, sabitlemek
to cause something to attach firmly to a surface
Örnekler
She stuck the label down onto the package.
O, etiketi paketin üzerine yapıştırdı.
03
yapışmak, sıkıca tutunmak
to be attached firmly to a surface
Örnekler
After applying the glue, the paper began to stick down to the surface.
Tutkal uygulandıktan sonra, kağıt yüzeye yapışmaya başladı.



























