Ara
to plunge into
[phrase form: plunge]
01
dalmak, büyük bir hevesle başlamak
to start a particular activity or task with great enthusiasm or vigor
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
into
temel fiil
plunge
şimdiki zaman
plunge into
3. tekil kişi
plunges into
şimdiki zaman ortacı
plunging into
basit geçmiş zaman
plunged into
geçmiş zaman ortacı
plunged into
Örnekler
Eager to learn the new language, he plunged into daily practice sessions.
Yeni dili öğrenmeye hevesli olarak, günlük pratik seanslarına daldı.
02
içine düşürmek, umutsuzluğa sürüklemek
to suddenly cause someone or something to experience a difficult or unpleasant situation
Örnekler
His mistake plunged the company into financial trouble.
Hatası şirketi mali sıkıntıya soktu.
03
dalmak, içine düşmek
to suddenly find oneself in an unpleasant or challenging situation
Örnekler
A sudden market crash plunged many investors into financial uncertainty.
Ani bir piyasa çöküşü, birçok yatırımcıyı finansal belirsizliğe sürükledi.



























