Ara
to cram in
[phrase form: cram]
01
sıkıştırmak, tıkmak
to forcibly fit or squeeze a significant amount of work or activity into a limited timeframe
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
in
temel fiil
cram
şimdiki zaman
cram in
3. tekil kişi
crams in
şimdiki zaman ortacı
cramming in
basit geçmiş zaman
crammed in
geçmiş zaman ortacı
crammed in
Örnekler
The project deadline was approaching, so we had to cram in additional work hours to meet it.
Projenin son teslim tarihi yaklaşıyordu, bu yüzden yetiştirmek için ekstra çalışma saatlerini sıkıştırmak zorunda kaldık.
02
tıkmak, sıkıştırmak
to forcefully fit something or someone into a small space
Örnekler
The students had to cram in their desks to make room for the new equipment.
Öğrenciler yeni ekipman için yer açmak için sıralarında sıkışmak zorunda kaldılar.



























