Ara
whole
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most whole
karşılaştırma derecesi
more whole
derecelendirilebilir
Örnekler
He ate the whole pizza by himself.
Bütün pizzayı tek başına yedi.
02
tam, bütün
(of siblings) having the same parents
03
bütün, tam
to an insufferable degree
04
bütün, tamamen sağlıklı
exhibiting or restored to vigorous good health
05
bütün, birleşik
acting together as a single undiversified whole
06
bütün, zarar görmemiş
not injured or harmed
Whole
01
bütün, tüm
all of something including all its component elements or parts
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
wholes
02
bütün, tüm
an assemblage of parts that is regarded as a single entity
whole
gayriresmî
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
He was whole against the idea from the start.
Başından beri fikre tamamen karşıydı.
whole
01
tümü, bütünü
used to refer to the entirety or completeness of something
Örnekler
He dedicated the whole of his career to scientific research.
Kariyerinin tamamını bilimsel araştırmalara adadı.
Leksikal Ağaç
wholeness
wholly
whole



























