Ara
uneasy
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
uneasiest
karşılaştırma derecesi
uneasier
derecelendirilebilir
Örnekler
They maintained an uneasy truce, always on edge but unwilling to escalate their arguments.
Huzursuz bir ateşkesi sürdürdüler, her zaman tetikte ama tartışmalarını tırmandırmaya isteksiz.
02
tedirgin
feeling nervous or worried, especially about something unpleasant that might happen soon
Örnekler
They were uneasy about the sudden change in plans, feeling unsettled by the lack of communication.
Planlardaki ani değişiklik konusunda huzursuzdular, iletişim eksikliği yüzünden kendilerini rahatsız hissediyorlardı.
03
huzursuz, rahatsız
awkward and ill at ease
Örnekler
The meeting had an uneasy atmosphere as everyone avoided making eye contact.
Toplantıda herkes göz temasından kaçınırken huzursuz bir hava vardı.
Leksikal Ağaç
uneasy
easy



























