uneasy
un
ʌn
an
ea
i:
i
sy
zi
zi
/ʌnˈiːzi/

"uneasy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

uneasy
01

dengesiz, gergin

prone to change or conflict
Örnekler
They maintained an uneasy truce, always on edge but unwilling to escalate their arguments.
Huzursuz bir ateşkesi sürdürdüler, her zaman tetikte ama tartışmalarını tırmandırmaya isteksiz.
02

tedirgin

feeling nervous or worried, especially about something unpleasant that might happen soon
Örnekler
They were uneasy about the sudden change in plans, feeling unsettled by the lack of communication.
Planlardaki ani değişiklik konusunda huzursuzdular, iletişim eksikliği yüzünden kendilerini rahatsız hissediyorlardı.
03

huzursuz, rahatsız

awkward and ill at ease
Örnekler
The meeting had an uneasy atmosphere as everyone avoided making eye contact.
Toplantıda herkes göz temasından kaçınırken huzursuz bir hava vardı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store