Ara
tidy
Örnekler
The kitchen was kept tidy with dishes washed and put away promptly after each meal.
Mutfak, her yemekten sonra bulaşıkların yıkanıp hemen kaldırılmasıyla düzenli tutuluyordu.
02
temiz ve düzenli
well-groomed, neat, and styled in an organized and deliberate manner
03
önemli, büyük
large in amount or extent or degree
04
düzenli, titiz
(of a person) keeping things clean, organized, with everything is in its proper place
Örnekler
He is a tidy individual, rarely leaving a mess behind.
O, düzenli bir bireydir, nadiren ardında bir dağınıklık bırakır.
to tidy
01
derleyip toplamak
to organize a place and put things where they belong
Örnekler
The team worked together to tidy the office space, creating a more organized and pleasant environment.
Ekip, ofis alanını düzenlemek için birlikte çalıştı ve daha organize ve hoş bir ortam yarattı.
Tidy
01
dikiş kutusu, dikiş çantası
receptacle that holds odds and ends (as sewing materials)
Leksikal Ağaç
tidily
tidiness
untidy
tidy



























