Ara
to sprawl
01
serilmek, yayılmak
to spread out one's limbs in a relaxed manner while sitting, falling, etc.
Intransitive: to sprawl
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sprawl
3. tekil kişi
sprawls
şimdiki zaman ortacı
sprawling
basit geçmiş zaman
sprawled
geçmiş zaman ortacı
sprawled
Örnekler
During the picnic, the friends decided to sprawl on the blanket and gaze at the clouds.
Piknik sırasında arkadaşlar battaniyenin üzerine serilmeye ve bulutlara bakmaya karar verdi.
02
dağınık bir şekilde yayılmak, düzensizce uzanmak
to extend or spread out in a disorderly or irregular manner
Intransitive: to sprawl somewhere
Örnekler
Piles of construction materials sprawled around the construction site.
İnşaat malzemeleri yığınları inşaat sahası etrafında yayılıyordu.
Sprawl
01
yayılma, beceriksiz duruş
an ungainly posture with arms and legs spread about
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
sprawls
02
kentsel yayılma, şehirleşme yayılımı
an aggregation or continuous network of urban communities



























