Ara
to beat down
[phrase form: beat]
01
şiddetle vurmak, çekiçle dövmek
to hit someone or something with great strength or power
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
down
temel fiil
beat
şimdiki zaman
beat down
3. tekil kişi
beats down
şimdiki zaman ortacı
beating down
basit geçmiş zaman
beat down
geçmiş zaman ortacı
beaten down
Örnekler
The drummer enthusiastically beat down on the drum kit, creating a thunderous rhythm for the band.
Davulcu, davul setine coşkuyla vurdu, grup için gürültülü bir ritim yarattı.
02
yıkmak, parçalamak
to forcefully remove something from a fixed position
Örnekler
The team had to beat the barricade down to gain access to the restricted area.
Ekip, kısıtlı alana erişmek için barikatı yıkmak zorunda kaldı.
03
parlak bir şekilde aydınlatmak, kuvvetle parlamak
to shine brightly and strongly
Örnekler
The summer sun beat down on the beach, making it a perfect day for swimming.
Yaz güneşi plajda kavurucu bir şekilde parlıyordu, yüzmek için mükemmel bir gün yapıyordu.
04
pazarlık edip fiyatı düşürmek
to persuade a person to lower the price of something particular
Örnekler
They successfully beat down the cost of the catering service for the event.
Etkinlik için catering servisinin maliyetini düşürmeyi başardılar.



























