Ara
sadly
01
hüzünle
in a sorrowful or regretful manner
Örnekler
The environmentalist sighed sadly as they witnessed the deforestation of a once-green landscape.
Çevreci, bir zamanlar yeşil olan bir manzaranın ormansızlaşmasına tanık olurken üzgün bir şekilde iç çekti.
02
hüzünle
used to introduce an unfortunate or regrettable fact
Örnekler
I wanted to join the team, but sadly, I did n't make the cut.
Takıma katılmak istedim, ama ne yazık ki, kabul edilmedim.
03
ne yazık ki, üzücü bir şekilde
to a degree that causes disappointment or regret
Örnekler
The tradition is sadly fading from public memory.
Gelenek, ne yazık ki kamu hafızasından siliniyor.
Leksikal Ağaç
sadly
sad



























