rundown
run
ˈrʌn
ran
down
daʊn
dawn
rubdown
run-down

"rundown"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

rundown
01

kurulmamış, durdurulmuş

not running because a spring‑driven mechanism has lost its tension 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most rundown
karşılaştırma derecesi
more rundown
derecelendirilebilir
Örnekler
The antique clock stood rundown on the mantel until someone rewound it. 

Antika saat, biri onu kurana kadar şömine rafında durmuş duruyordu.

02

eskimiş, yıpranmış

showing signs of heavy wear 
Örnekler
The delivery van looked rundown after years on the road, its paint flaking and bumper dented. 

Teslimat kamyoneti yıllar boyunca yolda kaldıktan sonra eskimiş görünüyordu, boyası dökülüyor ve tamponu çökmüştü.

03

halsiz

feeling or looking exhausted, particularly after an intense physical activity 
Örnekler
After weeks of working late, she felt completely run-down and needed a break. 

Haftalarca geç saatlere kadar çalıştıktan sonra, kendini tamamen bitkin hissediyordu ve bir mola ihtiyacı vardı.

04

yıkık dökük

(of a place or building) in a very poor condition, often due to negligence 
Örnekler
The old rundown hotel was in desperate need of repairs. 

Eski ve bakımsız otel acilen tamirata ihtiyaç duyuyordu.

Rundown
01

özet, genel bakış

a concise summary or brief report that presents the essential information about a situation, event, or entity 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
rundowns
Örnekler
The editor asked for a quick rundown of the story before the meeting. 

Editör toplantıdan önce hikayenin hızlı bir özetini istedi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store