rain
rain
reɪn
rein
raisin

"rain"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Rain
01

yağmur

water that falls in small drops from the sky 
rain definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
Örnekler
Can you hear the sound of rain tapping on the window? 

Pencerede tıkırtı yapan yağmurun sesini duyabiliyor musun?

02

yağmur

drops of fresh water that fall as precipitation from clouds 
rain definition and meaning
03

sağanak, sel

anything happening rapidly or in quick successive 
to rain
01

yağmur yağmak

(of water) to fall from the sky in the shape of small drops 
Intransitive
to rain definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rain
3. tekil kişi
rains
şimdiki zaman ortacı
raining
basit geçmiş zaman
rained
geçmiş zaman ortacı
rained
Örnekler
It looks like it's going to rain; better bring an umbrella. 

Görünüşe göre yağmur yağacak; şemsiye almak daha iyi olur.

02

yağmak, boşaltmak

to pour down or descend in great quantity 
Transitive: to rain sth
Örnekler
The boxer rained punches on his opponent, overwhelming him. 

Boksör, rakibine yağmur gibi yumruk yağdırarak onu boğdu.

03

yağdırmak, sağmak

to shower or bestow upon someone or something in large amounts 
Transitive: to rain something abstract
Örnekler
The company rained praise on their top-performing employees, recognizing their hard work and dedication. 

Şirket, en başarılı çalışanlarına yağdırdığı övgülerle onların sıkı çalışmasını ve adanmışlığını takdir etti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store