Ara
opportunist
01
fırsatçı, çıkarcı
taking advantage of situations to gain personal benefit, often without concern for others
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most opportunist
karşılaştırma derecesi
more opportunist
derecelendirilebilir
Örnekler
He made an opportunist decision to join the winning team.
Kazanan takıma katılmak için fırsatçı bir karar verdi.
Opportunist
01
fırsatçı
a person who places expediency above principle
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
opportunists



























