miserable
mi
ˈmɪ
mi
se
ze
ra
re
ble
bəl
bel
British pronunciation
/ˈmɪzərəbəl/

"miserable"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

miserable
01

zavallı

feeling very unhappy or uncomfortable
miserable definition and meaning
example
Örnekler
The news of her friend moving away left her feeling miserable for days.
Arkadaşının taşındığı haberi onu günlerce mutsuz hissettirdi.
02

huysuz, somurtkan

(of a person) bad-tempered and grumpy
example
Örnekler
He was a miserable old man who never smiled or spoke kindly to anyone.
O, asla gülümsemeyen ve kimseye nazikçe konuşmayan mutsuz bir yaşlı adamdı.
03

beceriksiz, yetersiz

unskilled or incompetent in a particular activity
example
Örnekler
He 's miserable at solving puzzles, often unable to finish them.
Bulmacaları çözmede berbat, çoğu zaman onları bitiremez.
04

vasat, yetersiz

inadequate in quality or quantity
example
Örnekler
The miserable amount of food served at the banquet left many guests hungry.
Bankette servis edilen sefil miktardaki yemek birçok misafiri aç bıraktı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store