Ara
to jumble
01
karıştırmak, darmadağın etmek
to mix things in a random or disorganized manner
Transitive: to jumble multiple objects
Örnekler
The student hastily jumbled the flashcards while studying for the exam.
Öğrenci sınav için çalışırken flashcards'leri aceleyle karıştırdı.
02
karıştırmak, karmakarışık etmek
to be mixed up in a state of disorder or confusion
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
jumble
3. tekil kişi
jumbles
şimdiki zaman ortacı
jumbling
basit geçmiş zaman
jumbled
geçmiş zaman ortacı
jumbled
Örnekler
Thoughts and emotions jumbled in his mind as he tried to make sense of the situation.
Durumu anlamaya çalışırken, düşünceler ve duygular zihninde karmakarışık oldu.
Jumble
01
karmaşa, karışıklık
a confused multitude of things
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
jumbles
02
karışık fikirler topluluğu, karmakarışık teori
a theory or argument made up of miscellaneous or incongruous ideas
03
küçük düz halka şeklinde kek, küçük düz halka şeklinde kurabiye
small flat ring-shaped cake or cookie



























