Ara
presser
01
baskı yapmak, sıkıştırmak
faire agir sous contrainte ou urgence
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
presse
1. çoğul kişi
pressons
gelecek zamanda 1. kişi
presserai
şimdiki zaman ortacı
pressant
geçmiş zaman ortacı
pressé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
pressions
Örnekler
Ne me presse pas, j' avance aussi vite que possible !
Beni baskı altına alma, olabildiğince hızlı ilerliyorum!
02
sıkmak, ezmek
faire sortir un liquide en appliquant une force
Örnekler
Le médecin lui a dit de presser la blessure pour arrêter le saignement.
Doktor ona kanamayı durdurmak için yarayı bastırmasını söyledi.



























